Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çocuk Okula Hazır, Peki Ebeveynler Hazır mı?

Okulların başlamasıyla birlikte çocuklar yeni bir eğitim-öğretim dönemine adım attı.

Okulların başlamasıyla birlikte çocuklar yeni bir eğitim-öğretim dönemine adım attı. Çantalar hazırlandı, kırtasiye alışverişleri tamamlandı, kıyafetler düzenlendi ve uyku saatleri yeniden planlandı. Çocuklar yeni öğretmenleri, arkadaşları, sınıfları ve okul düzenini tanımaya çalışırken, ebeveynler de çocuklarının bu sürece nasıl uyum sağlayacağını merak ediyor.

Psikolog Zeynep Yapınca, okula başlamanın yalnızca çocuk için değil, ebeveyn için de yeni bir dönem anlamına geldiğini belirterek, “Okula başlamak yalnızca çocuğun hayatında yeni bir dönemin başlaması değildir. Ebeveyn için de bir ayrılma, çocuğunun biraz daha büyüdüğünü fark etme ve onu kendi başına deneyimlerin içine bırakabilme sürecidir.” Dedi.

Bazı çocukların okula büyük bir heyecanla gittiğini, bazılarının ise çekingen davranabildiğini belirten Yapınca, bazı çocukların kapıda annesinin elini bırakmak istemeyebileceğini, bazılarının ise ilk gün oldukça rahat görünürken birkaç gün sonra zorlanmaya başlayabileceğini söyledi.

Yapınca, “Bunların her biri, çocuğun okula uyum sürecinin farklı görünümleridir” ifadelerini kullandı.

Özellikle ilk günlerde ağlamak, anne-babaya yapışmak, okula gitmek istememek, karın ağrısı veya baş ağrısından yakınmak ve uyku düzeninin değişmesi gibi tepkilerin görülebileceğini belirten Yapınca, bu davranışların hemen “okulu sevmiyor”, “çok kaygılı bir çocuk” ya da “şımarıklık yapıyor” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

“Çocuk için okul; yeni bir bina, yeni öğretmenler, yeni arkadaşlar, yeni kurallar ve alışık olmadığı bir düzen demektir. Yani aslında çocuktan aynı anda pek çok yeni şeyi deneyimlemesi beklenmektedir. Bu nedenle ilk ihtiyaç çoğu zaman baskı değil, güven duygusudur.” Dedi.

“Ağlama, Hiçbir Şey Olmayacak” Demek Gerçekten İşe Yarıyor mu?

Ebeveynlerin çocuklarının üzülmesini istememesinin anlaşılır olduğunu belirten Psikolog Zeynep Yapınca, ancak çocuğun kaygısını ortadan kaldırmaya çalışırken onun duygusunun farkında olmadan yok sayılabileceğini ifade etti.

Yapınca, ailelerin iyi niyetle söylediği bazı cümlelerin çocuk tarafından farklı algılanabileceğine dikkat çekerek şunları söyledi:

Yapınca “‘Hiç korkacak bir şey yok.’, ‘Bak herkes okula gidiyor.’, ‘Sen artık büyüdün, ağlamak yok.’, ‘Ben seni burada bırakıp hemen geleceğim, sakın üzülme.’ Bu cümleler iyi niyetle söylenir. Fakat çocuk için verilmek istenen mesaj ile aldığı mesaj her zaman aynı olmayabilir.”

Bu tür yaklaşımların çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlayacağını belirten Yapınca, “Çocuğun kaygısını kabul etmek, kaygıyı büyütmek anlamına gelmez. Tam tersine, bu duyguyu yaşayabilirim ve yine de baş edebilirim mesajını verir.” Dedi.

Uyum Haftası Bir Sınav Değil

Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda uyum haftasının amacının çocuğun birkaç gün içinde tamamen sorunsuz hale gelmesi olmadığını belirten Yapınca, bu süreçte çocuğun yeni ortamı tanımasının, öğretmeniyle ilişki kurmasının ve okul rutinini öğrenmesinin önemli olduğunu söyledi.

“Çocuğun yeni ortamı tanıması, öğretmeniyle ilişki kurması, sınıfın rutinini öğrenmesi ve ebeveyninden ayrılıp yeniden buluşabileceğini deneyimlemesi önemlidir.” Dedi.

Bu süreçte ebeveynin tutarlılığının oldukça değerli olduğunu ifade eden Yapınca, vedalaşmanın gereğinden fazla uzatılmaması gerektiğini belirtti.

“Vedalaşmayı gereğinden fazla uzatmak, defalarca geri dönmek ya da çocuk ağladığında planı sürekli değiştirmek ayrılmayı daha zor hale getirebilir.” Diye ifade etti.

Bunun yerine kısa, anlaşılır ve güven veren bir vedalaşmanın tercih edilebileceğini belirten Yapınca, ailelerin çocuklarına şu şekilde seslenebileceğini söyledi:

Yapınca, sözün tutulmasının önemine de dikkat çekerek, “Ve sonra gerçekten gelmek. Çünkü çocuk için burada yalnızca okul değil, ebeveyninin sözüne güvenebilmek de öğrenilmektedir” dedi.

Bazen Çocuğun Değil, Ebeveynin Kaygısı Daha Yüksek Olabilir

Okul sürecinde zaman zaman ebeveynlerin kaygısının çocukların kaygısından daha yüksek olabileceğini belirten Yapınca, ebeveynlerin okul kapısında çocuklarından ayrılırken çeşitli endişeler yaşayabileceğini söyledi.

“Çocuğu okul kapısında bırakırken gözleri dolan yalnızca çocuk olmayabilir. Ebeveyn de içinden ‘Acaba ağlıyor mu?’, ‘Bana ihtiyacı olduğunda yanında olabilecek miyim?’, ‘Öğretmeni onu anlayabilecek mi?’, ‘Ya bir şey olursa?’ diye düşünebilir.”

Bu kaygıların ebeveynlik açısından oldukça insani olduğunu ifade eden Yapınca, çocukların yalnızca söylenenleri değil, ebeveynlerinin duygularını ve davranışlarını da takip ettiğini vurguladı.

“Ebeveynin kaygısı ve tereddütü, çocuğun okul deneyimini olduğundan daha kaygı verici algılamasına neden olabilir.”

Bu nedenle çocuğu okula hazırlamanın önemli bir parçasının ebeveynin kendi duygusunu fark etmesi olduğunu belirten Yapınca, ebeveynlerin kendilerine şu soruyu sormalarını önerdi:

“Ben şu anda çocuğum için mi kaygılanıyorum, yoksa ondan ayrılmak bana mı zor geliyor?”

“Bu sorunun cevabı bazen çok şey anlatabilir.”

Çocuğun zorlanmasına izin vermenin onu yalnız bırakmak olmadığını ifade eden Yapınca, “Ona, zor duyguların içinden geçerken yanında olduğumuzu ama onun yerine yaşantıyı üstlenmeyeceğimizi göstermektir” dedi.

Peş Peşe Sormak Yerine Dinleyin

Okuldan dönen çocuklara peş peşe sorular yöneltilmesinin iyi niyetli olsa da çocuğun kendisini sorgulama ortamında hissetmesine neden olabileceğini belirten Yapınca, ebeveynlere daha açık ve sakin bir iletişim kurmalarını önerdi.

“Okuldan dönen çocuğa peş peşe ‘Bugün ne yaptınız?’, ‘Öğretmenin ne dedi?’, ‘Arkadaş edindin mi?’, ‘Ağladın mı?’ diye sormak, iyi niyetli olsa da çocuğu bir sorgulama ortamında hissettirebilir.”

Bunun yerine “Bugün okulda en sevdiğin şey neydi?” gibi daha açık bir sorunun yeterli olabileceğini belirten Yapınca, bazı çocukların okuldan gelir gelmez yaşadıklarını anlatmak istemeyebileceğini söyledi.

“Hatta bazı çocuklar okuldan gelir gelmez anlatmak istemeyebilir. Biraz dinlenmeye, oyun oynamaya veya sessiz kalmaya ihtiyaç duyabilir.”

Her çocuğun okula uyum sürecinin aynı hızda ilerlemediğini belirten Yapınca, çocukların birbirleriyle kıyaslanmaması gerektiğine dikkat çekti.

“Bir çocuk ilk haftadan arkadaş edinirken diğeri daha uzun süre gözlemleyebilir. Biri sınıfa koşarak girerken diğeri kapıda birkaç dakika beklemek isteyebilir.”

Uyum Bir Yarış Değildir

Çocuğun başka bir çocuğun hızına yetişmek zorunda olmadığını belirten Yapınca, asıl önemli olanın çocuğun kendi hızında güven geliştirebilmesi olduğunu söyledi.

“Çocuğun ihtiyacı olan şey, başka bir çocuğun hızına yetişmek değil, kendi hızında güven geliştirebilmektir.”

Yeni eğitim döneminde çocuklara verilebilecek önemli mesajlardan birinin de onların her şeyi hemen başarmak zorunda olmadıklarını bilmeleri olduğunu belirten Yapınca, şu ifadeleri kullandı:

“Her şeyi hemen başarmak zorunda değilsin. Zorlandığında bana anlatabilirsin. Birlikte düşünebiliriz.”

Okulun yalnızca derslerin, sınavların ve başarıların başladığı yer olmadığını belirten Yapınca, okulun çocukların yaşam becerileri kazandığı bir alan olduğunu ifade etti.

“Okul aynı zamanda çocuğun kendi başına denemeyi, hata yapmayı, ilişkiler kurmayı, ayrılmayı, yeniden buluşmayı ve zorlandığında yardım istemeyi öğrendiği bir yaşam alanıdır.”

“Çocuğumun Büyümesine Ben Ne Kadar Hazırım?”

Okulların başlamasıyla birlikte ebeveynlerin kendilerine de önemli bir soru sorması gerektiğini belirten Yapınca, çocukların büyümesine ve bağımsızlaşmasına alan açmanın önemine dikkat çekti.

“Bu yüzden bu yıl çocuklara ‘Okula hazır mısın?’ diye sorarken kendimize de küçük bir soru sormayı unutmayalım: Çocuğumun büyümesine, biraz daha bağımsızlaşmasına ve bazı deneyimleri benim yanımda olmadan yaşamasına ben ne kadar hazırım?”

Okulun ilk günlerinin yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de yeni bir öğrenme süreci olduğunu belirten Yapınca, “Bu yüzden okulun ilk günü, yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de öğrenecekleri yeni bir ders başlamış olacak” dedi.

Çocuğu “İdare Etmek” Değil, Bağımsızlaşmasına Alan Açmak

Psikolog Zeynep Yapınca, okul sürecinin çocuğu “idare etme” mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu dönemin çocuğun yeni bir döneme uyum sağlarken yanında olma ve giderek bağımsızlaşmasına alan açma fırsatı olduğunu söyledi.

“Bu süreç, çocuğu ‘idare etme’ mücadelesi değil, onun yeni bir döneme uyum sağlarken yanında olma ve giderek bağımsızlaşmasına alan açma fırsatıdır.” Sözlerine ekledi.

Çocuğun okula hazır olması kadar ebeveynin de onun büyümesine ve kendi başına deneyimler yaşamasına izin vermeye hazır olmasının önemli olduğunu belirten Yapınca, çocuklara verilebilecek en değerli hediyenin güven olduğunu vurguladı.

“Çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediye, ona ve onun yetebilme becerisine duyduğunuz güvendir.” Dedi.

“Kendi endişelerimizi fark edip yatıştırdığımızda onların da kendi kanatlarıyla uçmasına alan açmış oluruz.” Diye ifade etti.

Psikolog Zeynep Yapınca, yeni eğitim-öğretim yılının çocuklar ve aileler açısından huzurlu geçmesi temennisinde bulunarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Tüm çocuklara ve onların en büyük destekçilerinden biri olan ailelere kaygının değil güvenin, baskının değil anlayışın eşlik ettiği huzurlu ve keyifli bir eğitim-öğretim yılı diliyorum.” Dedi.

Demir Eğitim Kurumları