Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Bu Bir Savaş Değil, ABD Ve İsrail’in İran’a Yönelik Açık Saldırısıdır!”

İran’a yönelik son operasyonları değerlendiren Prof. Dr. İsak Emin Aktepe,

İran’a yönelik son operasyonları değerlendiren Prof. Dr. İsak Emin Aktepe, yaşananların “savaş” kavramıyla tanımlanmasının eksik olduğunu belirterek, bunun planlı bir müdahale süreci olduğunu söyledi .

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsak Emin Aktepe ile Orta Doğu’da son bir yıl içinde yaşanan gelişmeleri tüm boyutlarıyla değerlendirdi. Aktepe, özellikle kamuoyunda kullanılan “İran-ABD savaşı” ifadesinin kavramsal olarak hatalı olduğunu belirtti.

Aktepe “İran uzun yıllardır ağır bir ekonomik ambargo altında tutulmaktadır. Ürettiklerini satması engellenmekte, dış ticaret yolları daraltılmakta, finans sistemi baskı altına alınmaktadır. Bu, klasik bir ekonomik kuşatma yöntemidir. Amaç İran ekonomisini çökertmek ve içeride rejim değişikliğini tetiklemektir. Ancak bu yöntemle istenilen sonuç alınamayınca Haziran 2025’te İsrail ve ABD tarafından ilk doğrudan saldırılar gerçekleştirilmiştir. Şubat 2026’da ise yeniden askeri müdahaleler başlamıştır. Bu tabloya savaş demek doğru değildir. Savaş iki tarafın karşılıklı başlattığı bir süreçtir. Burada açıkça bir saldırı vardır.” Diye ifade etti.

Aktepe, İran’ın saldırı başlatan değil, saldırıya maruz kalan taraf olduğunu savundu ve “Eğer İsrail ve ABD saldırmasaydı İran’ın bu iki devlete savaş açacağına dair somut bir veri yoktur” dedi.

“ABD’NİN EMPERYAL TARİHİ ORTADADIR”

Röportajın devamında ABD’nin tarihsel dış politika pratiğine değinen Aktepe, sert ifadeler kullandı:

“ABD’nin son yüzyılı incelendiğinde müdahale etmediği coğrafya neredeyse yoktur. Japonya’ya atılan atom bombaları, Vietnam’da yürütülen operasyonlar, Afganistan işgali, Irak’ta yalan gerekçelerle gerçekleştirilen müdahale ve milyonlarca insanın ölümü… Bunlar uluslararası hafızada yer etmiş gerçeklerdir. Suriye’de çeşitli yapılanmalar üzerinden varlık göstermesi ve Gazze’yi yerle bir eden İsrail’e verdiği askeri destek de bu zincirin halkalarıdır.”

Aktepe, ABD’nin küresel sistem içindeki ekonomik ve askeri gücü, birçok müdahalenin uluslararası yaptırıma uğramadan sürdürülmesini mümkün kıldığını söyledi.

“İSRAİL’İN BÖLGE POLİTİKASI YIKIM ÜZERİNE KURULU”

İsrail’e yönelik değerlendirmelerinde de oldukça sert bir tutum sergileyen Aktepe, İsrail’in kuruluşundan bu yana Filistin toprakları üzerindeki genişleme politikasını sürdürdüğünü savundu.

“Filistin’de süregelen işgal, Gazze’de yaşanan yıkım, Lübnan’daki askeri operasyonlar ve Suriye’de Golan Tepeleri’ndeki genişleme politikası ortadadır. Bölgedeki gerilimlerin merkezinde İsrail’in güvenlik doktrini ve askeri üstünlük stratejisi bulunmaktadır.”

Aktepe, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonların uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmalar doğurduğunu da ifade etti.

 Şİİ-SÜNNİ GERİLİMİ VE İRAN’IN POLİTİK HATTI

Röportajda mezhep temelli ayrışmalara da değinen Prof. Dr. Aktepe, İslam dünyasındaki tarihsel kırılmalara dikkat çekti:

“Şii-Sünni gerilimi tarihsel bir arka plana sahiptir. Kerbela hadisesi gibi kırılmalar, asırlardır hafızalarda yer etmektedir. İran’ın son 20 yılda bölgesinde Şii eksenli bir politika yürüttüğü, Irak, Yemen ve Lübnan’da mezhebi fay hatlarını etkilediği bilinmektedir. Suriye’de Esed rejimine verdiği destek de bu çerçevede değerlendirilmektedir.”

Aktepe, İran’ın bölgesel politikalarının da eleştirilmesi gerektiğini belirterek, “İran da dostlarını çoğaltmak yerine zaman zaman mezhep merkezli politikalarla hareket etmiş ve bu durum bölgesel gerilimleri artırmıştır” dedi.

 “BM ETKİSİZ, İSLAM DÜNYASI DAĞINIK”

Uluslararası sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktepe, Birleşmiş Milletler’in yapısal sorunlarına dikkat çekti:

“BM’nin güvenlik konseyi yapısı, veto mekanizması nedeniyle büyük güçlerin etkisi altındadır. Bu nedenle birçok kriz karşısında etkili kararlar alınamamaktadır.”

İslam dünyasının mevcut durumuna ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Doğal kaynak açısından zengin ama üretim ve teknoloji açısından zayıf ülkeler söz konusu. Eğitimde, sağlıkta ve savunmada dışa bağımlılık sürüyor. Ortak bir siyasi vizyon oluşturulamıyor. Bu da küresel krizlerde ortak refleks geliştirilmesini zorlaştırıyor.”

TÜRKİYE’NİN TARİHSEL VE STRATEJİK KONUMU

Aktepe, Türkiye’nin tarihsel tecrübesine de değinerek Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreci hatırlattı:

“Osmanlı Devleti 18. Yüzyıldan itibaren Avrupa’daki ekonomik ve teknolojik dönüşümü yakalayamadı. İç ve dış müdahalelerle zayıfladı. Ancak Milli Mücadele ile bağımsızlık sağlandı ve Cumhuriyet kuruldu.”

Türkiye’nin darbeler, ekonomik krizler ve terör gibi birçok sorunla mücadele ettiğini belirten Aktepe, son yıllarda altyapı, savunma ve sanayi alanında ilerlemeler kaydedildiğini, ancak küresel sistemde belirleyici güç olabilmek için daha uzun bir stratejik sürece ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

“AKILCI VE STRATEJİK BİR TOPARLANMA ŞART”

Röportajın sonunda Prof. Dr. İsak Emin Aktepe, yaşanan gelişmeler karşısında duygusal değil stratejik hareket edilmesi gerektiğini vurguladı:

“ABD ve İsrail askeri ve ekonomik olarak güçlü aktörlerdir. Bu gerçeklik göz ardı edilmemelidir. Ancak güç dengeleri kalıcı değildir. İslam dünyasının adalet, eğitim, üretim, sanayi, savunma ve demokrasi alanlarında köklü bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerekmektedir. Birlik, dayanışma ve ortak akıl olmadan küresel sistemde söz sahibi olmak mümkün değildir.” Dedi.