Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Karabulut: Enflasyon Üretimle Düşer

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Karabulut, Türkiye’deki enflasyon sorununu küresel gelişmeler ışığında değerlendirdi.

Türkiye ekonomisindeki enflasyon sorununa ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Karabulut, küresel ekonomik kırılmaların etkisinin hâlâ sürdüğünü ifade etti.

Karabulut, 2008 küresel finans krizinin ardından dünya ekonomisinin tam anlamıyla toparlanamadığını belirterek, gelişmiş ülkelerde uygulanan genişleyici para politikalarının uzun vadede yapısal sorunları çözemediğini söyledi. Kriz sonrası dönemde büyümenin dalgalı seyrettiğini ve küresel borçluluk oranlarının arttığını vurgulayan Karabulut, bu kırılgan yapının pandemiyle birlikte daha da belirgin hale geldiğini kaydetti.

Pandemi Sonrası Enflasyon Dalgası

2020 yılında yaşanan Covid-19 pandemisinin küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler bıraktığını belirten Karabulut, özellikle üretim zincirlerinde yaşanan kopmaların maliyet artışlarını tetiklediğini ifade etti.

Pandemi döneminde üretimin daraldığını, ancak buna karşılık birçok ülkede para arzının ciddi şekilde artırıldığını hatırlatan Karabulut, “Üretimin azaldığı, fakat piyasadaki para miktarının arttığı bir ortamda enflasyonist baskı kaçınılmaz hale gelir. Bu durum yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, ABD ve Avrupa başta olmak üzere birçok ekonomiyi etkiledi” dedi.

Türkiye’nin de bu küresel dalgadan doğrudan etkilendiğini belirten Karabulut, özellikle ithalata dayalı üretim yapısının maliyet artışlarını daha hızlı yansıttığını dile getirdi.

Jeopolitik Riskler ve Enerji Fiyatları

Son dönemde artan jeopolitik gerilimlerin ekonomik dengeler üzerinde yeni riskler oluşturduğunu ifade eden Karabulut, özellikle ABD–İsrail–İran hattında yaşanan gelişmelerin enerji piyasalarını doğrudan etkileyebileceğini söyledi.

Orta Doğu’daki olası bir savaş veya askeri gerilimin petrol ve doğalgaz fiyatlarında sert yükselişlere yol açabileceğini belirten Karabulut, şunları kaydetti:

“Enerji fiyatlarındaki artış, başta akaryakıt olmak üzere ulaştırma ve üretim maliyetlerini doğrudan etkiler. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatlarındaki yükseliş cari açığı artırır ve enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturur.”

Akaryakıt fiyatlarının artmasının yalnızca bireysel tüketiciyi değil, lojistik maliyetler üzerinden tüm mal ve hizmet fiyatlarını etkilediğini belirten Karabulut, bu zincirleme etkinin kısa sürede genel fiyat seviyesine yansıdığını söyledi.

Nükleer Risk ve Küresel Belirsizlik

Karabulut, bölgesel savaşların yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı kalmayacağını, küresel ticaret yolları ve yatırım güveni üzerinde de etkili olacağını ifade etti.

Özellikle İran’ın nükleer programı etrafında şekillenen tartışmaların küresel piyasalarda risk algısını yükselttiğini belirten Karabulut, “Jeopolitik belirsizlik arttığında yatırımcılar güvenli limanlara yönelir. Bu da gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırabilir. Döviz kurlarındaki oynaklık ise enflasyonla mücadeleyi zorlaştırır” dedi.

Enflasyonla Mücadelede Yapısal Adımlar

Türkiye’de enflasyonun kalıcı biçimde düşürülebilmesi için yalnızca para politikalarının yeterli olmayacağını belirten Karabulut, üretim odaklı bir ekonomik modelin önemine dikkat çekti.

“Üretim düzeyi artırılmalı, özellikle katma değeri yüksek teknolojik üretime yönelinmelidir” diyen Karabulut, ithalata bağımlılığın azaltılmasının kritik olduğunu vurguladı. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması ve sanayide verimlilik artışının sağlanmasının enflasyonla mücadelede temel unsurlar olduğunu belirtti.

Döviz piyasalarında istikrarın sağlanmasının da önemli olduğunu ifade eden Karabulut, makroekonomik güven ortamının güçlendirilmesinin yatırımcı güvenini artıracağını söyledi.

“Enflasyon Sadece Para Meselesi Değildir”

Karabulut, enflasyonun yalnızca para politikalarıyla açıklanamayacağını belirterek, bunun aynı zamanda bir üretim ve verimlilik sorunu olduğunu dile getirdi.

“Uzun vadede kalıcı fiyat istikrarı sağlamak istiyorsak, üretim kapasitemizi artırmalı, teknolojik dönüşümü hızlandırmalı ve enerji alanında dışa bağımlılığı azaltmalıyız” ifadelerini kullandı.

Küresel Fırtınada Ekonomik Dayanıklılık

Prof. Dr. Kerem Karabulut, dünya ekonomisinin hâlâ kırılgan bir süreçten geçtiğini belirterek, küresel krizlerin ve bölgesel savaşların ekonomik etkilerinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Ancak doğru politikalar ve üretim odaklı yapısal reformlarla Türkiye’nin bu süreci daha kontrollü atlatabileceğini vurgulayan Karabulut, “Ekonomik dayanıklılığı artırmanın yolu üretimden, verimlilikten ve teknolojiden geçiyor” diyerek değerlendirmelerini tamamladı.