Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İdeal Hukuk Kulübü’nün düzenlediği “İdeal Birleşmiş Milletler Simülasyonu”nda öğrenciler, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini farklı ülkelerin delegeleri olarak tartıştı, çözüm önerileri sundu.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren İdeal Hukuk Kulübü tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “İdeal Birleşmiş Milletler Simülasyonu” etkinliği, bugün AFAD Koordinasyon Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Akademisyenler, öğrenciler ilgi gösterdiği programda, uluslararası hukukun en tartışmalı başlıklarından biri olan Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ele alındı.
Simülasyon bu yılın ana gündem maddesi Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri oldu. Kulüp tarafından yapılan açıklamada, “Simülasyon bir oyun ancak asimilasyon bir suçtur” vurgusu öne çıktı. Bölgede zorla çalıştırma, toplama kampları ve sistematik baskı iddialarının uluslararası kamuoyunda giderek daha fazla tartışıldığı ifade edildi.
GENÇ DELEGELER KÜRESEL SORUNLARI TARTIŞTI
Simülasyon kapsamında öğrenciler, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin delegeleri olarak görev aldı. Türkiye, ABD, İran, Pakistan, İsrail, Azerbaycan, Çin ve Filistin’i temsil eden öğrenciler;
Ülkelerinin tezlerini savundu
Uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm önerileri sundu
Küresel sorunları çok yönlü analiz etti
Oturumlarda zaman zaman sert tartışmalar yaşanırken, diplomasi dili ve müzakere becerileri ön plana çıktı.
“BU BİR SORUMLULUKTUR”
İdeal Hukuk Kulübü Başkanı Enes Atmacan, yaptığı uzun konuşmada etkinliğin yalnızca akademik bir faaliyet olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Birleşmiş Milletler Doğu Türkistan Özel Simülasyonu’na hepiniz hoş geldiniz. Köklerimiz, inancımız ve ait olduğumuz coğrafya bize yalnızca bir kimlik değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk da yüklemektedir. Bu sorumluluğun en temel ifadelerinden biri şudur: Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Bu söz, sadece bir nasihat değil; hayatımızın merkezine yerleştirmemiz gereken bir duruştur. Çünkü her bir insanın bu dünyada bir görevi vardır. Kimimiz sözleriyle konuşur, kimimiz yaptıklarıyla.”
Atmacan konuşmasının devamında tarihsel bir örnek üzerinden bireysel sorumluluğun önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Kudüs işgal altındayken Bağdat’ta yaşayan yaşlı bir marangozun yaptığı minber hikâyesi bize çok şey anlatır. O marangoz, imkânsız gibi görünen bir hedef için çalıştı. Ona ‘Bu mümkün değil’ dendiğinde bile vazgeçmedi. Çünkü o kendi sorumluluğunu yerine getiriyordu. Yıllar sonra Selahaddin Eyyubi’nin o minberi yerine koyması, aslında küçük bir çabanın nasıl büyük sonuçlara dönüşebileceğinin en açık göstergesidir.”
Hazırlık sürecine de değinen Atmacan, organizasyonun arkasında ciddi bir emek olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu programın arkasında görünmeyen büyük bir emek var. Ekibimiz geceleri saatler süren çalışmalar yaptı. Bu süreç yalnızca bir etkinlik hazırlığı değil, aynı zamanda bir hakikat arayışıydı. Araştırmalar yaptık, kaynaklara indik, gerçekleri anlamaya çalıştık. Ancak özellikle Doğu Türkistan konusunda bilgiye ulaşmanın ne kadar zor olduğunu bizzat deneyimledik. Bu durum bizi yıldırmadı, aksine daha da motive etti.”
Konuşmasının sonunda değerler vurgusu yapan Atmacan şu sözlerle dikkat çekti:
“Bazı değerler tartışılmak için değil, hatırlatılmak içindir. Adalet, vicdan ve insanlık; bunlar yeniden tanımlanacak kavramlar değildir. Bugün burada belki dünyayı değiştiremeyiz ama en azından tarafımızı belli ederiz. Bu bile başlı başına önemli bir adımdır.”

BÜYÜKBAŞI: “ASIL İHTİYAÇ DUYARLI BİREYLER”
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Adem Büyükbaşı ise konuşmasında eğitimin dönüşümüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“Değerli katılımcılar, sevgili öğrenciler ve basınımızın kıymetli temsilcileri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Eğitim anlayışı artık yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalamaz. Uygulamayı merkeze alan bir sistemin içerisindeyiz. Bu tür organizasyonlar, öğrencilerin yalnızca bilgi edinmesini değil, aynı zamanda o bilgiyi kullanabilmesini de sağlamaktadır.”
Günümüzde bilginin erişilebilirliğine vurgu yapan Büyükbaşı, asıl meselenin farkındalık olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Bugün bilgiye ulaşmak oldukça kolay. Ancak önemli olan, o bilgiyi doğru değerlendirebilen, duyarlılık sahibi bireyler yetiştirmektir. Artık sadece bilen değil; hisseden, sorgulayan ve sorumluluk alan bireylere ihtiyaç duyuyoruz.”
Öğrenci kulüplerinin önemine de değinen Büyükbaşı, üniversite yönetimi olarak desteklerinin sürdüğünü belirterek şunları kaydetti:
“Öğrenci kulüpleri üniversite hayatının en dinamik yapılarından biridir. Bizler de yönetim olarak bu tür faaliyetleri desteklemeye devam ediyoruz. Bu destek yalnızca maddi değil, aynı zamanda manevi bir duruşu da kapsamaktadır. Son yıllarda öğrencilerimizin ortaya koyduğu çalışmalar bizler için gurur vericidir.”

SIDDIK: “DOĞU TÜRKİSTAN UNUTULMUŞ BİR COĞRAFYA DEĞİL”
Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri İbrahim Sıddık ise konuşmasında hem kişisel deneyimlerini hem de bölgenin tarihsel sürecini detaylı şekilde anlattı:
“2015 yılında Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye göç ettim. Bugün burada yalnızca bir konuşmacı olarak değil, aynı zamanda yaşananların bir tanığı olarak bulunuyorum. Doğu Türkistan denildiğinde çoğu zaman kapalı ve bilinmeyen bir bölge akla geliyor. Oysa burası köklü bir tarihe sahip, Türklerin kadim yurtlarından biridir.”
Bölgenin coğrafi ve demografik yapısına değinen Sıddık, şunları söyledi:
“Doğu Türkistan, yaklaşık 1 milyon 800 bin kilometrekarelik geniş bir alana sahiptir. Bu büyüklük Türkiye’nin yaklaşık üç buçuk katına denk gelmektedir. Nüfusun büyük çoğunluğunu Uygur Türkleri oluştururken, Kazak, Kırgız, Özbek ve diğer Müslüman topluluklar da bölgede yaşamaktadır.”
Tarihi sürece de değinen Sıddık, bölgenin birçok Türk devletine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak şöyle konuştu:
“Hunlar, Göktürkler, Uygurlar ve Karahanlılar bu topraklarda hüküm sürmüştür. Bu nedenle Doğu Türkistan yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda bir medeniyetin izlerini taşıyan önemli bir merkezdir.”
Günümüzde yaşanan gelişmelere dikkat çeken Sıddık, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bugün bölgede yaşanan insan hakları ihlallerini uluslararası kamuoyuna anlatmak büyük bir sorumluluktur. Bizler de bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız hem geçmişi hem de bugünü doğru bir şekilde aktarmaktır.”

FARKINDALIK VE AKADEMİK KATKI BİR ARADA
Gün boyu süren etkinlikte gerçekleştirilen oturumlar, sunumlar ve tartışmalarla öğrenciler hem akademik hem de pratik anlamda önemli kazanımlar elde etti. Program kapsamında Doğu Türkistan temalı video gösterimi de yapıldı.
Panel de , yalnızca bir simülasyon olmanın ötesinde, küresel sorunlara dikkat çeken ve farkındalık oluşturan önemli bir platform olarak değerlendirildi.




