Haber: Muhammed Enes Sevilir
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırının ardından Erzincan’daki eğitim sendikaları ortak basın açıklaması yaptı. Dörtyol Kızılay Meydanı’nda bir araya gelen sendika temsilcileri, okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çekerek eğitim kurumlarında güvenliğin artırılması ve caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen silahlı saldırının ardından Türkiye genelinde eğitim camiasında yükselen tepkilere Erzincan’daki eğitim sendikaları da katıldı. Erzincan’da bir araya gelen sendika temsilcileri ve üyeleri, Dörtyol Kızılay Meydanı’nda ortak basın açıklaması yaparak yaşanan olayı protesto etti.
Basın açıklamasına Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Bir-Sen, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Eğitim Gücü-Sentemsilcileri ile çok sayıda eğitim çalışanı katıldı. Sendikalar adına açıklamayı Eğitim-Bir-Sen Erzincan Şube Başkanı Nebi Gül yaptı.

Açıklamada, Siverek’te bir lisede meydana gelen silahlı saldırının eğitim camiasını derinden sarstığı belirtilerek okullarda güvenliğin artırılması gerektiğine vurgu yapıldı. Eğitim sendikaları, öğretmenlere ve öğrencilere yönelik şiddetin artık münferit bir olay olmaktan çıkarak toplumsal bir sorun haline geldiğini ifade etti.
Basın açıklaması sırasında kalabalık sık sık sloganlar atarak yaşanan saldırıya tepki gösterdi. Eğitim çalışanları, okullardaki güvenlik eksikliklerine dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu. Bazı katılımcılar ise eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması konusunda daha güçlü adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.
Sendikalar adına açıklamayı yapan Eğitim-Bir-Sen Erzincan Şube Başkanı Nebi Gül, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının giderek arttığını belirterek eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanmasının devletin sorumluluğunda olduğunu ifade etti.

Nebi Gül açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“ Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere bütün eğitim sendikları toplanmış bulunuyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır.
Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kalıyoruz. Hal böyle iken yetkililer çözüm üretmekte yetersiz kalıyor veya isteksiz davranıyorlar. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman dilimindeyiz. Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alıyoruz. Eğitimciye şiddetin, bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek müşahede ediyoruz.

Eğitimcilere yönelik saldırılar; geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğini çalışma hayatında başat sorun haline getirmektedir. Eğitimcilere yönelik saldırı, eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Eğitim, şiddeti ortadan kaldıracak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hâle getirmektedir. Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde; devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü vardır. Devlet, vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Aynı sekilde devlet, okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumundadır. MEB’in birinci önceliği, eğitim kurumlarında güvenlik olmalıdır. Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olayları, yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınmalıdır. Bu çerçevede: Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı. Okul-aile iş birliği okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı. Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli. Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevî değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız. Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz. Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli. Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı. Emniyet işbirliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı. MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı. Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı. Eğitimciye görevi başında yapılan saldırıda alınacak ceza caydırıcı olmalı. Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.

Siverek’te yaşadığımız bu menfur bu olay, eğitim çalışanlarına, öğretmene karşı şiddetin son örneği olmalıdır. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır. Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir. Siverek’te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyor, Basın mensuplarımıza ve eyleme katılan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.”

Basın açıklamasının ardından sendika temsilcileri ve katılımcılar yaşanan saldırıyı bir kez daha kınayarak eğitim kurumlarında güvenliğin artırılması gerektiğini vurguladı. Eğitim sendikaları, okullarda şiddetin önlenmesi ve eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanması için gerekli yasal ve idari düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
